...Bir pesto-pasta alabilir mi küçük hanım? Arkadaşına da bir Margarita… Hay sizin dilinize pepperoni… Türkçe konuşun be! Hamur işte, hepsi hamur. Bana bir şerit hamur, kankama da bir yuvarlak. ….
ÖYKÜ KÖŞESİNDEN…
SESLER
“Beşiktaş beş dakka, Beşiktaş beş dakka!”
Motor çok dolu bugün. Trafikten kaçalım dedik, şu hâle bak… Pazar pazar nereye gidiyor bu insanlar? Nereye olacak Demet. Kafeye, pikniğe. Herkes sen mi hafta sonu çalışsın!
“Anneee, susadııım.”
Bari dışarı geçeyim de kafamı dinleyeyim. Hiç çekemem çocuk ciyaklaması şimdi. Bütün gün ergenlerin kart, ayarsız seslerini çekeceğim zaten. Bir de o zevksiz, gümbürtülü müzik sesi. Buna da müzik denirse artık.
“Vay,vay, vay! Demet abla hoş geldin, otur be şöyle…”
Burada da mı? Oturduk, oturduk.
Her duyduğumda zihnimde dönen o zıpır sahne… Bir gün frappelerini masaya koyarken yanındaki sandalyeye şak diye oturuversem… —Selam, ben Demet. Tanıştığımıza çok nice to meet you. Getirdiğim frappesinden bir yudum çeksem… Sana böyle gelsem ne yapabilirsin ki küçük marjinal kız çocuğu? Küçük dilin tutulur mu? Kahkahanın ortasında gırtlağında titreşen o minik, kırmızı et parçası kopup frappene düşse misal…
Devamını Çünkü Kadınız Kolektifi sayfasından okumak için tıklayınız…
©Gül Sunu

Bir Cevap Yazın