Güz Sonu Öyküleri

Edebiyat; İz Peşinde Bir Seyahat📖

Sitede Ara
Abone ol

©Gül Sunu, 2025| Tüm hakları saklıdır.

BİR KABUK MESELESİ

Kimisi yarasını saklıyor;  sanki mücevher.

Pamuklara yatırmış inci tanesi gibi, en kıymetlisi;  yarası.

Gün yüzü görmeyen yaralar, zamanla yarasız yanlarını da çürütüyor. Bihaber!.

GÜZ KÖŞESİNDEN

Yaralar nasıl iyileşir? Pansuman yapmak gerek. Bunun ilacı var, merhemi var. Bazı yaraları kapamalı, bazıları nefes almalı. Tedavinin sonucu iple çekilir. Hemen iyileşmiyor. Bazen hiç iyileşmiyor. Sabrın tükenirse zamana bırak! O mertebeye ulaşmak da evliya işi sanki. Kolay bırakılmıyor.


Kabuk tutunca koparmalı mı? Bazıları var, derisini yola yola kabuk atıyor. Sanki alttaki o pembe deriyle karşılaşmak bir keyif vesilesi. Kanasa da varsın kanasın. Kabuk attık ya, gerisi gelir nasılsa. Gelir de ne zaman? Genç deriler bir iki güne, yaşlıysan bir sürüngen misali…


Kimisi yarasını saklıyor;  sanki mücevher. Pamuklara yatırmış inci tanesi gibi, en kıymetlisi;  yarası. Gün yüzü görmeyen yaralar, zamanla yarasız yanlarını da çürütüyor. Bihaber!


Kimisi de sergi açmış sanırsın. Göstermelik bir örtüyle sözde kapamış, gelene gidene açıyor bir vesileyle. Vesile çok. “Bak bakayım kapanmış mı, bak şurası kararmış mı, bak da ders al yaramdan… Ama illaki bak, yeter ki bak…


Sığ yaraları aşikar etmek kolay da derin yaraları her gönül kaldırmaz. Bunların akar-kokar cinsi var. Belli olmaz;  canı, cananı tiksindirebilir. E nasıl havalanacak bu yaralar?


Herkes kendi ilacını kendi bulsun. Ona karışmak kimin haddine! Beriki ulu orta açsın, akıtsın irinini. Öteki odalar ardında penceresini aralasın, kimseler görmeden nefes alsın, aldırsın. Ben bilmem yaralının tuttuğu yolu, yordamı. Ama şunu bilirim.
İyileşme yolu iki çatallı bir köşe başından ibaret değil. Gizlemeden ve gözlemeden  nefes almak mümkün.


Bir kabuk lazım bize. İş ki iyileşene kadar üstünü örtsün. Kem gözlerden, nazenin gönüllerden korusun. Pek tabii hava geçirgen bir kabuk olmalı. Burada seçici ve sevimli bir kabuğa ihtiyacımız olduğunu anlıyoruz. Yoksa havanın çerini çöpünü içeri alacak akılsız bir kabuk, faydadan çok zarar getirir.

Bir de kabukla barışık olmak lazım. Kafan atınca söküp atmayacaksın. Hatta bir ömür kabukla bile yaşanabilir. Yeter ki gönüller bir olsun.


Nerden çıktı bu kabuk meselesi durduk yere?

Birini tanıdım, çok yeni. Kabuğumu buldum diyor. Yaraları depreşince kabuğuna sarılırmış. Mizaha vururmuş kalemini. Gizli gizli nefes alırmış. Kimseler sezmeden…

©Gül Sunu

Posted in

Bir Cevap Yazın

Güz Sonu Öyküleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin