Kategori: OKUR İZİ KÖŞESİ

  • OKUR İZİ KÖŞESİ

    OKUR İZİ KÖŞESİ

    SIRADIŞI GEÇİT

    ZEYNEP GÜNEŞ

    Sıradan kitap incelemelerini bir kenara bırakalım.

    Okur İzi’nde kurgudan gerçeğe bir iz sürme macerasına var mısınız?

    Meselemiz, okuduklarımızdan bize kalan iz…

    PENCERENİN PERDESİNİ ARALAYAN CESUR YAZAR🎵🎵🎵


    PENCERENİN PERDESİNİ ARALAYAN CESUR YAZAR🎵🎵🎵

    “Bu acıyı anlatmam imkansız. Dünyadaki bütün ayrılıkları, kederleri, hüzünleri, ölümleri üst üste koysalar, semaya merdiven yapsalar, tarifi olmayan bir acı…”

    Bakır Mangal, Zeynep GÜNEŞ

    Ters köşe bir öykü okumanın tadı edebiyat severler için başkadır. Peki, ters köşe kitap mı olur? Olurmuş! Zeynep Güneş, Sıradışı Geçit’te bana bunu öğretti. Yukarıdaki dizelerin gördüğüm kitap kapağının altında saklı olduğu aklıma gelmezdi.

    Görselden biraz bilim kurgu biraz da fantastik bir romanla karşı karşıya olduğunuzu zannedebilirsiniz. İlk ters köşe burdan geliyor. Bu bir öykü kitabı…

    “Bakır Mangal”da klasik Türk Edebiyatının kadim yazarlarının kaleminden izler hissettim.

    Zeynep Güneş bu öyküsünde “cesur” bir bakış açısıyla kurguyu yaratmış. Bana sorarsanız “Bakır Mangal” başlı başına bir inceleme konusu. Öykünün çözülme kısmının şok edici etkisini bir kenara koyarsak, günümüz insanının yönlendirilmiş bakış açısını bir yana bırakıp bambaşka bir pencereden olayları ele alabilme cesaretine hayran kaldım. Tarihin gerçeklerinin, ikibinli yılların şehir insanının gerçekleriyle her zaman örtüşmediğini, tek hakikatin bizim hakikatimiz olmadığını yüzümüze çarpan bir hikâye. Zaman, devir ve öğretilmiş doğrularımız… Belki bu üç köşeyi artık biraz yumuşatmamızın zamanı gelmiştir.

    “Dipsiz Kuyu” da günümüz gerçeklerine sert bir girişle ikinci ters köşe geliyor. Yazar öyle olmadığını söylese de ben hikayenin finalinde bir kurtuluş umudu olduğuna inanıyorum. Eee, okur hakkı diye birşey var…

    Her öykü ayrı ayrı ele alınıp üzerinde düşünülmeye değer. Ama kitabın bende bıraktığı iz daha bütünsel. Her birinde farklı dönemlerin farklı mekanların karakterleri başrolde. En sıradan karakterin bile hikayesinde en sıra dışı finali görüyoruz. Bu da bana hiçbir hayatın bizim dışardan gördüğümüz gibi olmadığını hatırlattı. Bilmediğimiz nice canlarda bilmediğimiz ne sırlar gizli…

    Sadece bu mu ters köşe? Bitmedi! Yazar kitabın ortasından sonra bir de tür değiştirmez mi! Bilimkurgu hikâyelerinde afalladım. Sanki yazar bana meydan okuyor. “Bilimkurgu da yazarım, fantastik de” 😊

    Yazarımız bu öykülerin sadece fantastik kurgular olduğunu söylese de ben ilk öykülerin etkisiyle hâlâ kurgunun içinde bir gerçeklik, kendi sıradan dünyama bir selam arayışındayım. Okur hakkı dedik bir kere, fantastikten çıkardığım realistik anlamlar da bana kalsın.

    Gelelim okur izine…

    Her sıradanlıkta bir farklılık, her farklılıkta bir aşinalık bulabilirim. Yeter ki başka pencerelerin perdelerini aralamaya cesaret edebileyim. 

    ©Gül Sunu

    Düşüncelerinizi yorum kısmında benimle paylaşmak ister misiniz?