Mikro Öykü Serisi
Patlamadan sağ kurtulan tek adam… Yetmezmiş gibi bir de salgından muzdarip…
PALYAÇO SALGINI
Gözlerimden akan yaşları durduramıyorum. Bedenimin her hücresi acıyla dağlanıyor. Her bir yaş alev damlası; yanaklarım yanıyor. Ambulansın sesiyle tempo tuttum, bağırıyorum.
“Dağ başını duman almış, gümüş dere…”
“Çırpınma,” diye bağırıyor doktor, “Morfin veriyorum, çırpınma!”
Beni İsa gibi sedyeye gerdiler. Dört kişiye dört uzvumdan yakalandım; yakalandığım yerler acıyor. Haykırıyorum:
“Hastalık bana da bulaştı,kurtarın beni”
Doğrulmaya çalışırken bir ele yakalandım. Aynı anda bir beyaz çarşaf gördüm havada. Üstüm bembeyaz şimdi. Ama gördüm kaşla göz arasında; bedenimin kömür karasını.
“Kefenliyor musunuz beni, bitti mi?”
Göz yaşlarımı durduramıyorum. Hıçkırıklarım marşıma karışıyor.
“Dağ başını duman, duman, duman…”
“Sus,sakin ol!” diyor doktor.
O da haklı, işini zorlaştırıyorum. Ama susarak yanmadım mı ben? Susmamalıydım, ağlamalıydım doyasıya. İşte salgın beni de buldu sonunda.
Herşey bir küçük tebessümle başladı. Acıyla kıvranan ruhlar birbirine gülümsedi bir sabah. Bir gece vakti sokak aralarından gizli saklı kıkırdamalar yükseldi. Gülüşleri maskelerin ardına gizlediler. Acıyı örtemiyordu ama kimin hastalığa yakalandığını gizliyordu. Ta ki kahkahalar caddelerde ulu orta yankılanana kadar. Maskeler sesleri susturamıyor. Keşke en baştan ses verseydik.
Maskelediğim her acıya toptan gülüyorum şimdi. Kahkaham marşımı bastırıyor. Derimdeki yangının zonk zonk temposuyla coşuyorum. Bütün acılarım için bir kahkaha daha patlatıyorum.
Patlamadan sağ kurtulan tek adam, bir ambulansın içinde, hiç gizlemeden doya doya katılırcasına gülüyor. Ne konfor ama bendeki! Saklanacak bir şey kalmadı. Koyveriyorum kendimi. Herşey ortaya döküldü nasılsa. Yanan etimin acısının şiddeti kadar gülüyorum. Hıçkıra hıçkıra, katıla katıla… Gülmekten yaşlar dökülüyor gözümden.
“Morfin,” diyor doktor hâlâ.
Morfinden mi salgından mı bilmem ama ben bir sedyede, kefenim üzerimde, gülmekten ölüyorum.
©Gül Sunu, 2025.
